Thursday, July 20, 2006

Sen aklıma düştükçe..

'ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç
herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır
sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham
terkedilmiş bir evin ilk günü kadar ağır.'
Koç Burcu/Ali Ayçil

Tuesday, July 18, 2006

Parçalı bulutlu sözler..

1.
Ondan denizi anlatmasını istedim bana. Sesi kıyıya çarpan dalgalar gibi gelip kırılıyordu içimde. Kelimeleri balyozdandı, şekerden balyozlar; sonra balyoz şekli verilmiş pamuk şekerleri.. Bu öyküyü seviyorum.

2.
Yaşlanıyordu ve tek şikayeti bu olmuştu son günlerde. 'Kayboluyorum' diyordu, 'kayboluyorum artık bu şehirde.'
Ona söyleyebileceğim çok az cümle vardı ama kuramadım hiçbirini.
Biliyordum ki söyleyeceklerimi de kaybedecekti bu adam kentin kalpkarartan dumanında.

3.
Kent: Çöp. Kaldırım. Sıska ağaçlar. Milli parklar. Asfalt. Küfürler. Arabesk ve pop biraz. Yorgun bir yüz... Sonrası yapışkan, yapışkan.. Yapıştıkça kirleten, varlığı silen bir yapışkan.
Yağmur ne zaman yağacak?

4.
Vakitsiz uykulardan uyanıyorum nice zamandır.
Ve biliyorum, uyanırken yazılmaz birşeyler..
Uyurken belki.
Hem ben şizofrenim yavrum, konuşurken kayarsam rahat[sız] etme beni.

5.
Akşamın o yorgun karaltısı çöküyor omuzlarına. Seni uzun zamandır böyle görmemiştim. Yangından itfaiyenin himmetiyle ucuz kurtulmuş eski evler gibisin. Benimse tırnaklarım acıyor uzun zamandır, acıyacağını söylemiştin sen sahi.. Bildin. Hayattan koparıp alamadım birşeyleri.
jykascn kljlonmcön önctpsss... Harflerle şiir yazılamaz, biliyorum bunu. Aşkın acı demek olduğu kadar iyi biliyorum.
Mazeretim var benim, sevmeye yeteneksizim.

6.
Son Mesaj: Herşey yalandı, tanrılarla konuşmadım sevgilim! Ölümün sırrı falan yok, sert bir yumruk yalnızca o. Hem Hermes de sözlerimi yorumlamayı reddetti.

7.
Novalis, 'tanrıların olmadığı yerde hortlaklar hüküm sürer' demiş.
İşte ben: tanrılardan da korkuyorum, hortlaklardan da..Ama bunları söylerken kalbim bir tabut kapağı kadar hareketsiz ve sakin. İşte bundan daha çok korkuyorum.

Ne farkeder bir rüya olsan?

"Merak eder dururum ey maşukum
yoksa sadece bir rüya mıydın?
Uzun kış gecelerinde gözüme ayan olan
bir bahar rüyası; latif ışıklarıyla
bu donmuş kalbe düşen?
Yoksa bir şarab rüyası mıydın
bu sarhoş gözleri dolduran?


Ve öylece meraktayım benim tatlı maşukum,
içsem mi diye bu yakut şarabı,
Yoksa ağlasam ve saçsam mı
yüzünün cemali nakşedilmiş bu pırlantaları,
Adının zikrine tesbih eylediğim
gözyaşlarını saçsam mı?


Seni geriye çağırmanın öyle çok yolu var ki
Ne farkeder bir rüya olsan.."
Mevlana Celaleddin k. s.

Monday, July 17, 2006

Devinimler..

"Seni gördüğümde çocukluğumda dinlediğim bir masalı hatırladım. Bir İran masalında, sevdiği kadını yüzyıllarca aynı ruhla başka bedenlerde arayan bir adam anlatılır. Adam sonunda yüzyıllardır aradığı kadını uzak ülkelerin birinde bulur. Ona, güneşli bir gökyüzü altında birlikte toprak işlemek istediğini anlatır. Kadın sadece gülümser ve uzak ülkesinde yaşamaya devam eder. Seni ilk gördüğümde sıcak bir ülkede benimle birlikte toprak işlemeyeceğini, kendi dünyanı bana taşımayacağını biliyordum. Yine bana gülümsediğinde biliyordum ki ben yüzyıllardır yeryüzünde seni ararmışım..."
M. G /13 haziran 1993
Paris, Pont de L'alma'nın üzerinde
Eiffel'in yarısı sisler arasında
yokmuş gibi görünürken...
Öykümü Kim Anlatacak/Şebnem İşigüzel