<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844</id><updated>2011-04-21T17:32:57.449-07:00</updated><title type='text'>Deplasmanda Plasebo</title><subtitle type='html'>Şiir söyler bir adam susarak..</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>40</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-116661778297757130</id><published>2006-12-20T04:23:00.000-08:00</published><updated>2006-12-20T04:29:52.476-08:00</updated><title type='text'>Bir ahlak paranoyası..</title><content type='html'>&lt;strong&gt;MUSTAFA ÖZTÜRK&lt;/strong&gt; yazdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 yaşındaki çocuğa yapılan tecavüz, altmış saatte yedi insanın ölümü ile sonuçlanan vahşet v.s. üzerine yapılacak bütün tahliller aslında suçu ve suçluyu aklamaktan başka bir şeye yaramayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mutlu bize(!) Ulaşmak istediğimiz yere vardık sonunda. 150 yıldan fazladır biz bunu istemiyor muyduk? Modern hayatın gereklerini yerine getirerek, ona eklemlenmek ve onun taşıyıcısı olmayı istemiyor muyduk? Galiba oluyor. Daha da olacak gibi görünüyor. Evet, batılılaşma ve modernleşme arzularımız yerini buluyor artık. Başlıca manevi bir birikim olan geleneğimizi reddederken gelecek sonuçların böyle olmasından başka ne bekliyorduk ki? İşte modernleşme maceramız, işte sonuçları! Ne yazık ki Batı’nın sorgulamaya başladığı, canının sıkıldığı, kurtulmak için uğraştığı şeylere biz yeni ulaşıyoruz; sahipsizlik, bir başınalık, ahlak paranoyası v.s. yani genel anlamıyla modernleşme. Bunu anlamak için fazla zorlanmamıza gerek yok zannedersem. Batı’da son yıllarda karakter, güven, ahlak, edepsizlik vs. üzerine yazılmış kitapları gözden geçirmemiz yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabanın cinsel bir imge olarak kullanıldığı 'Çarpışma' romanında yazarın, daha kitabın girişinde kullandığı “yaşamımız 20. yüzyılın o büyük, ikiz ana temasının egemenliği altında. Bunlar “seks” ve “paranoya”dır.”  cümlesi yaşanılan çağın dünyaya neler getirdiğini görmek açısından önemli bir tespittir. Bir paranoyanın resmidir yaşanılan zamanlar. İnsanlık yaşadığı bu paranoya neticesinde asli kimliğini unutarak hayvaniliğin (nefsin) sınırları içerisine hapsolmuştur.&lt;br /&gt;Modern zamanların ürettiği “kapitalist” anlayış sadece ekonomik alanda değil sosyal alanlarda da kendini açıkça göstermiştir. Kapitalizm ile birlikte ortaya çıkan “kalabalık bir dünyada yaşıyor olsam da, bu kalabalıkların görüntüsüne aldanmamam ve birey olarak kendimi sosyal planda alabildiğince garanti altına almam lazım” şeklindeki “rekabet” anlayışı toplumların çözülme nedenlerinin başında geldiği gibi bireyin de bir suç makinesi olmaya hazır hale gelmesine neden olmaktadır. Millet olarak yaşadığımız tam da budur. Geç kalmış da olsa bu ortamı artık iliklerimize kadar hissetmeye başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Francis Fukuyama, “sosyal güvenin azalması” olarak adlandırdığı bu duruma, en dikkat çekici örneklerden birisi olarak Batı’daki aile parçalanmalarını örnek olarak göstermektedir. Ona göre ahlaki topluluk açısından geri kalan tek fırsat olarak gösterdiği “aile” de bu güvensizlikten nasibini almıştır. Toplumumuza baktığımızda, son dönemlerde fazlasıyla ortaya çıkan aile parçalanmaları bizim de bu güvensizliği nasıl yaşadığımızı anlamamızda kolaylık sağlayacaktır.  Sanayileşen, büyük sosyal değişimler yaşayan insanlığın kapitalizmin sosyal planda yol açtığı olumsuzlukları olumlu birer sonuçmuş gibi algılayarak köklerinden kopması ve sahipsiz kalması ne hazin bir durumdur. Kapitalizm ile birlikte ortaya çıkan “birey” önceliği toplumun aleyhine bir hal almış, toplumun çökmesine neden olduğu gibi “birey” in de yok olmasını doğurmuştur.&lt;br /&gt;Modern anlayışla ortaya çıkan süreç, oluştururken yok eden bir süreçtir. Bir taraftan yeni yaşam standartları getiren, ticari ve sosyal sınırları genişleten bu anlayış diğer taraftan insanlığa acı bunalımlarda getirmektedir maalesef. Ortaya çıkan gelişmiş toplum modeli geleneksel hayatı yok etmiş, insanların ahlaki yapısını ezmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Richard Sennett ’in belirttiği gibi modern anlayış ve modern kurumlar “bağlılık” ve “sadakat” meselesini tıpkı ekonomi alanındaki gibi bir hale yani kısa vadeli güven anlaşmaları haline getirmiştir. Kişi sadakatini öteki’ne karşı sadece onunla işi olduğu müddetçe gösterecektir, güven verecektir. Aslında güven hiç olmayacak, sadakat ise göz yanılması olacaktır. Güçlü bir insanlık bağı kurulmadığı için kısa zamanda parçalanmalar kendini gösterecektir.&lt;br /&gt;Bu istikrarsızlık modernliğin belirgin bir uzvu olan kapitalizmin, insanları buhrana bunalıma, suç ortamına itmesinden başka bir şey değildir. Bunlar böyle olunca Sennett’in de dediği gibi “irade ile davranışlar birbirinden kopacak”, güven bağları zedelenerek “karakter aşınmaları” meydana gelecektir. Toplumumuzun da son günlerde artarak yaşadığı sapıklıklar, sapkınlıklar tıpkı yazarın söylediği gibi karakter aşınmalarıdır. Maneviyatını, yani arasındaki “uzun vadeli bağları” kaybeden toplumumuz, birbirinin gözlerinin içine bakamayan güvensizler ve tehlike yığınlarına dönüşmüştür. Yani bir “akılcılaşma” olarak algılanan modern anlayış, kendi akıldışılığını üretmiş, bunu yaşamın bütün alanlarına korkusuzca yaymış, yayılınca da kendi akılsızlığının akılcılık gibi algılanmasını sağlayarak, insaniliğin ortadan kalkmasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;John Tomlinson’un dediği gibi “kültür bir alınyazısı değil bir karar meselesidir.” Ve yine söylediği gibi “kültürel irade üçüncü dünya halklarının kendilerine ‘dayatılan’ yabancı kültürü hap gibi yutan ‘salaklar’ olduğunu varsayan modernist söylemlere karşı kültürel toplulukların, kendi tercihleri olan özneler, kültürel eylemciler” olduğunu unutmamak gerekiyor.” Evet, geleneksel kültürler ve inanışlar Batı’nın icat ettiği kapitalist kültürün işgali altındadır. Geleneksel bir kuvveti olan bu kültürler, bu işgalin sonuçları karşısında şaşkın duruma düştükleri gibi, umudu yine aynı anlayışın icat ettiği suni çözümler ve kurumlarda arıyor. UNESCO, UNICEF, vs. kurumların hepsi birer günah çıkarma kurumları oldukları gibi, bu kurumların geleneksel kültürlere vereceği hiçbir şeyleri yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık olarak bir refah düzeninin arzusu içindeyiz. A. Giddens başta olmak üzere, birçok sosyal bilimci tarafından refah dönemi arzusunun kaynaklarının çok olduğunu savunulmasını, bu arzuyu toplumsal karışıklıktan duyulan korkuya, çalışma hayatının çetrefilli yapısına, emeğin karşılanması meselesine v.s. bağlanmasından ziyade, (bizim için) refah düzeyi ancak kaybettiğimiz (terk ettiğimiz) geleneğin (maneviyatın) yeniden üretilmesine bağlıdır. Sosyal bilimcilerin bahsettiği kökler belki geçerlidir ama unutmamak gerekir ki tarihimizin birçok döneminde ekonomik, yapısal, bürokratik vs. karşılaşmış olsak da, hiçbirisinde yaşadığımız ahlak problemlerindeki gibi acziyete düşmemişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşadıkları ve hissettikleri ile insandır. Korkular, günahlar, standartlar vs. ile yaşamını sürdürür insanoğlu. Yaşadığımız dünya salt bir iyilik üzerine kurulmamıştır. Dünya, pisliğiyle, nefretiyle, acısıyla var olan bir dünyadır. Önemli olan, insanın görevinin bunların arasında en iyi olanı bulmak ve onun doğrultusunda bir yaşam sürmek olduğunu unutmamaktır. Yani inancımızda kavramsallaştırdığımız gibi “maneviyat gömleği”ni giyip, bütün düğmelerini iyice iliklemek gücümüzde yatıyor refah ve huzur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimilerine göre sürgünde olan, inancımıza göre bir sınav arenasında olan bizler –bütün insanlık- modern zamanların ürettiği “uygar insan”,  “çağdaş insan” palavralarına aldanıp (ki insanlık olarak bu palavraları biz ürettik) kendi “sınırlılığımızı”, gidebileceğimiz sınırı unutup, daha ileriye varmak adına “sekülerizm” gibi ideolojilerin tuzağına düşerek Yaratıcı’yı yaşadığımız dünyadan kovmaya yeltendik. Hatta O’nun yerine el atmaya çalışarak hayatımızın kirlenmesine, saçma bir paranoyanın ortasında katiller, 7 yaşındaki bir çocuğa tecavüze yeltenen şeytancıklar üretmeye başladık. Yıllar önce, ülkemiz siyasetçilerinden Sayın Erbakan’ın söylediği “herkesin başına polis dikemezsiniz ama herkesin kalbine Allah korkusunu yerleştirebilirsiniz, böylelikle sorunlar kendiliğinden ortadan kalkar” sözü ne söylemek istediğimizi özetlemeye yetecektir.&lt;br /&gt;Daha yüzyıl öncesinden modernitenin ne gibi sonuçlar doğuracağını tahmin edip, bunları eserlerine yansıtanlardan birisi olan Goethe’nin Faust adlı eserinde Dr. Faust’un serüvenleri ile hızla ilerleyen modernliğin resmini çıkarması ve son bölümünde kahramanına “ilerleme için biraz kanın ve gözyaşının önemi yoktur” sözünü söyletmesi, yaşadıklarımızı yıllar öncesinden özetlemiştir. İlerleme için biraz kanın ve gözyaşının önemsiz olduğunu direten modern anlayış öyle bir noktaya gelmiştir ki; biraz kan ve gözyaşı tüm dünyayı sararak insanlığı kocaman felaketlerin eşiğine getirmiştir. İnsanlığın, en azından biz Müslümanların, maneviyat zırhına bürünmesi gerekir. Yoksa gün geçtikçe artan katliamların sayısını hesaplayamayacak, değil 7 yaşındaki çocuğa, anne karnındaki ceninlere sulanan hayvanların aramızda dolaşmasına imkân sağlamış olacağız. Boğulacağız kısaca bu kan ve gözyaşı gölünde. Çığlık atmaya dahi fırsatımız olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAYNAKÇA:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1) R. Sennett, Karakter Aşınması, Ayrıntı Yayınları.&lt;br /&gt;2) J. G. Ballard, Çarpışma, Ayrıntı Yayınları.&lt;br /&gt;3) F. Fukuyama, Güven,  İş Bankası Yayınları.&lt;br /&gt;4) J. Tomlinson, Kültürel Emperyalizm, Metis Yayınları.&lt;br /&gt;5) A. Giddens, Sağ ve Solun Ötesinde, Metis Yayınları.&lt;br /&gt;6) Goethe, Faust, Sosyal Yayınları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-116661778297757130?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/116661778297757130/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=116661778297757130' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116661778297757130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116661778297757130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/12/bir-ahlak-paranoyas.html' title='Bir ahlak paranoyası..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-116661710709355398</id><published>2006-12-20T04:13:00.000-08:00</published><updated>2006-12-20T04:21:29.900-08:00</updated><title type='text'>Kediler gibi..</title><content type='html'>"Kediler gibi olduk, sinsi bir asalaklık ve kayıtsız bir evcillik içindeyiz. Toplumsal hayatın sıcaklığında kendimizi iyi hissetsek de, tarihsel tutkularımız yapay bir mahremiyetin solgun ışığında çörekleniveriyor ve yarı açık olan gözlerimiz televizyon imgelerinin barışçıl geçişini kolluyor yalnızca."&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"cool anılar 1-2" / Baudrillard &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-116661710709355398?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/116661710709355398/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=116661710709355398' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116661710709355398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116661710709355398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/12/kediler-gibi.html' title='Kediler gibi..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-116534010618440197</id><published>2006-12-05T09:31:00.000-08:00</published><updated>2006-12-05T09:35:06.186-08:00</updated><title type='text'>Kitaplarım üzerine..</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ATİLLA YARAMIŞ&lt;/strong&gt; yazdı:&lt;br /&gt;Onlar hakkında herkes bir şeyler söyler. Ama en çok şeyi de onlar söyler. Kitaplardan bahsediyorum; kitaplığımın karşısına geçerek. En üst rafın başköşesi, Kitaplar Kitabı’nın. Ona baktıkça, dokundukça onu okuyup yaşadıkça “insan”lığımız bir değer kazanmaz mı? Hem onun içinde kâinatlar saklı. Merhamet, adalet, dua… O kitabın içinden birkaç söz. Hem ne minvâl üzere okuyacağımız orada yazıyor; hayata nasıl duracağımız; hayata nasıl “hayat” katacağımız. Hem onun bir özelliği de her dem taze oluşudur. 600 sayfayı her gün oku; her gün farklı bir kitabı okumuş gibi olursun. Ve o her gün, bir cümle dahi olsun okunmak ister. Bazen ona elimi sürmediğim üst üste günler geçer de, o yine de her şeyden sadıktır; okudukça ömrüme ferahlık üfler. Onunla komşu Riyaz-üs Salihîn var. O da lisan-ı hâl ile “beni yılda en az bir defa oku” diyor. İçimde senin için, En Sevgili İnsan’dan sözler tutuyorum, diyerek bir bebeğin annesinin kucağına atlaması gibi, ellerime atlayası geliyor. Yine Riyaz’la aynı duyguları paylaşan Mesnevi, Mârifetnâme, Risale-i Nur… Hepsi, başköşedeki kitaptan mülhem. Ve onu daha iyi anlamak ve yaşamak için bir basamak. Gerçi bütün kitaplar öyle değil midir? Zaten o şuurda olmayanlar, bir satır dahi yazmaya değmeyecek kâğıt tomarlarından başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt rafta şiir kitapları… Nedense içlerinde en ihtişamlı Çile’yi görüyorum. Çile, kelime olarak muzdaripliği çağrıştırıyor; yanmayı, yandıkça olgunlaşmayı. İçerisindekiler de bundan uzak değil. “Çile”nin kelimelere bürünmesi, ancak bu şiirlerle olur. Kitabın belki yarısı hafızamda, ancak elim yine de en fazla ona gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim / Af dilemeye geldim, affa layık olmasam da” mısraları dökülüyor Gün Doğmadan’ın bağrından. Bu güçlü kelimeler, ben gibi fakirleri affa davet ediyor; affa layık olmasak da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömründe pek safa görmeyen bir şairin kitabı Safahat da, her dem sıcaklığını korur rafımda. Önüne çıkan onca engele rağmen, dimdik duran bir şiir anıtı…&lt;br /&gt;“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemem” mısralarını uzatıyor şimdi.&lt;br /&gt;Safahat’ın bu mısraları uzatması, diğer şiir kitapları için adeta bir kıvılcım oluyor. Hepsi, en nadide mısralarını uzatarak “ben de varım” diyor. Tabii ben biliyorum ki onların hepsi bir “yürek”; ve kitaplığımda olduğu gibi içimde de bir yerlere sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsminin baş harfleri “acz” tutan bir şairin Şiirler’i konuşuyor şimdi: “Zulümdür dinlenen, başlarsa eğilmiş / Gömleğin üstüne kadar çıkmış kalpteki kara leke” içinde bulunduğumuz durum ve bizim duruşumuzu ne kadar da güzel anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Erbain, Kendi Gök Kubbemiz, Tenha Sözler, Yeni Bir Sevda Süleyman’ı, Ay Burcu, Su Burcu, Tehlikeli Belki, Peltek Vaiz, Tadat, Kendi ve Siyah… Hepsi bir şeyler uzatıyor.&lt;br /&gt;Sonraki rafta öykü ve romanlar… Dünya romanının baş tacı Suç ve Ceza, rafımın da başında. Raskolnikov’u öyle diri tutan bir kitap ki, kahraman, her an atlayıp çıkacakmış gibi. Komşusu Sefiller de en az onun kadar heybetli. O kitabı okuyalı yıllar olmasına rağmen, küçük kızın hâlini unutmam mümkün olmadı. Don Kişot, Ana, Fatih Harbiye, Yaban, Gün Olur Asra Bedel, Minyeli Abdullah, kitaplığımı süsleyen romanlardan bazıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı’nın üzerimize yıllardır, zehrini kusmasıyla, “kendimiz”den geçip akıl almaz bir hâle bürünmemizi anlatan Çözülme, öykü kitaplarım içinde hemen göze çarpıyor. Yine kaybolan değerlerimiz karşısında, nasıl değersizleştiğimizi anlatan Gül Şefteli Yemeni. Dava delisi Kerim’den alacağımız o kadar ders var ki… Ya Tahammül Ya Sefer görünüyor şimdi.&lt;br /&gt;İçim Su Berraklığında, Saklı Yara, Ertesi Dünya, “kim var” denildiğinde, “ben varım” diyen bazı öykü kitaplarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, zihnimize istikamet ve istikrar veren fikir kitapları… Yazarının “bütün geçit ve kilit noktalarını gösterici ve davayı temellendirici baş eser” dediği İdeolocya Örgüsü. Davanın ne olduğunu ve bizim nasıl bir duruş sergileyeceğimizi anlatan, belki Cumhuriyet sonrası kaleme alınmış en güçlü eser. Yine aynı yazardan “din” uğruna zulme uğrayan mücahitlerin anlatıldığı Son Devrin Din Mazlumları adlı kitap. Öyle ki bu yapıtta, şehidin kanıyla âlimin mürekkebini bir arada görüyorum. Hemen yanı başında, bütün bir medeniyeti dava edinen, vakur bir kalemin ürünleri: Diriliş Muştusu, Diriliş Neslinin Amentüsü, Varolma Savaşı…&lt;br /&gt;Hareket’in liderinin, milli ve manevi dünyamızı şekillendiren o güçlü yazılarından oluşan bazı kitapları: Kültür ve Medeniyet, Yarınki Türkiye… Okurken altını en fazla çizdiğim kitaplardan biri de şüphe yok ki Üç Mesele’dir. Belli ki, “mesele”lerimizin derinliğini anlamamızda bu kitabın büyük bir yeri var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak “anmadan geçemem” dediğim İki Dünya kitabı…Çözülme öyküsünün yazarından. Burada, Batı dünyasını ve bizim dünyamızı karşılaştıran enfes yazılar var. 150 yılı aşkın bir zamandır, peşinde koştuğumuz dünya, bize ne kadar yakışıyor? Bir edîbin kaleminden gayet açık ve cesur cümlelerle öğreniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkusuz ki okumak, kutsal ve asil bir iştir. Bu asillik, kökenini Kitap’tan alır. Dolayısıyla Kitap’ın işaret ettiği gibi, bu asil işe, “Yaradan’ın adıyla başlamak” gerekmektedir. Aksi takdirde ne raflardaki kitapların, ne de onlara duyulan muhabbetin bir önemi olmayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-116534010618440197?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/116534010618440197/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=116534010618440197' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116534010618440197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116534010618440197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/12/kitaplarm-zerine.html' title='Kitaplarım üzerine..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-116533935342133599</id><published>2006-12-05T09:18:00.000-08:00</published><updated>2006-12-05T09:25:42.706-08:00</updated><title type='text'>Akademik özgürlük...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;MUSTAFA ÖZTÜRK&lt;/strong&gt; yazdı:&lt;br /&gt;“Eğer tüm insanlığın, farklı düşünen tek bir kişiyi susturmasını haklı buluyorsanız, gün gelip o tek kişinin iktidarı ele geçirdiğinde tüm insanlığı susturmasına karşı çıkmaya da hakkınız olmaz...” diye söylemişti Colombia Üniversitesi rektörü Jonathan R. Cole, John S. Mill’in “On Liberty” adlı makalesinden yaptığı alıntı ile. Bilenler hatırlayacaktır, yıllar önce oryantalizm ve kültür üzerine yaptığı çalışmalarıyla ünlü, Filistinli akademisyen Edward Said, Filistin-İsrail sınırında İsrail karakoluna taş atarken görüntülenmişti. Bunun üzerine bazı kişiler (Yahudi lobileri) Said’in görevinden uzaklaştırılması için üniversite yönetimine baskı yapmışlardı. Üniversite yönetimi onurlu bir şekilde davranmış, bir öğretim elemanının her şeyin üzerinde olduğunu ima eden bir mektup yayınlayarak ilim adamına sahip çıkmıştı. Akademik dünyanın en onurlu hareketlerinden birisidir belki de bu hareket. Dünyanın sayılı ilim adamlarından ve entelektüellerinden (bu tabiri ve duruşu sevmeyenler rahatsız olmakta özgürdürler) olan Edward Said’e karşı, olması gerektiği gibi davranılarak, “üniversite” adlı kurumun asli kimliğini ortaya konmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu hatırlatmış olmamın elbette bir nedeni var. Hepimizin bildiği gibi bir “Kemalizm” meselesi daha geçti ülkenin gündeminden. Atilla Yayla meselesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Yayla, yaptığı kaliteli çalışmalar ile tanınan liberal akademisyen. Düşüncelerinin bir çoğuna katılmasam da, hatta eleştirilecek birçok yanı olduğunu iddia etsem de, olaylar bana Atilla Yayla ile ilgili bir şeyler yazma gereği hissettirdi. Mesele Atilla Bey’in İzmir’de yaptığı konuşma değil, “Kemalizm” değil, liberal AKP’nin misafirine sahip çıkamayışı hiç değil. Bunu bilmenizi isterim. Witgenstein’in Tractacus adlı eserinde söylediği gibi “üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı.” Zaten işin bu tarafının konuşulmasını kelli-felli ağabeylerimize(!) bırakmamız gerekiyor galiba. Çünkü onlar bilir bu işi. Çünkü “körler ile sağırlar birbirini ağırlar.”&lt;br /&gt;Benim dikkat çekmek istediğim; fikir beyan etmiş olmasından dolayı, üzerine gelinen bir akademisyene çalışma arkadaşlarının ve patronlarının (patron diyorum çünkü bu ülkede her şey patron-işçi ilişkisi ile yürüyor, akademik hayat da buna dahil) sahip çıkmayışları, onu reddedişleridir. Türk modernleşmesinin önemli bir ayağı olan akademik ve aydın camia, her zaman iktidarın “verili/dayatılı” formlarının ilk taşıyıcıları oluyor her nedense? Tamam, aydınlar her dönem yaslanacakları yastık bulmuşlardır kendilerine; aristokrasi, kilise, sanayileşme ile birlikte burjuvazi v.s. Tamam da bu ülkede hiç mi muhalif aydın çıkmayacak. Hiç mi fikirleri “görünene” ve “gösterge”lere ters şeyler taşıyan bir aydın çıkmayacak. Aydın meselesini ortaya ilk olarak atan Batı’da bile belirli dönemlerde muhalifler, karşı duranlar çıkmışlardır. Örnek olarak aklıma J.P.Sartre geliyor. Buradan da görebiliriz batılılığımızın paçalarımızdan nasıl aktığını. Batılı olmaya çalışanlar, bunun çığırtganlığını yapanlar keşke bu tarafından görebilselerdi Batı’yı. En azından daha temiz taraflarından sarılırlardı Batı’ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Türk aydınından tıpkı Edward Said olayında olduğu gibi bir duruş beklerdim. Özellikle akademik camiadan... Ne yazık ki olmadı. Yaptıkları bir babanın, korkudan oğlunu reddetmesinden başka bir şey değildir. Kısaca, komedi sahnesidir sergilenenler. Komedi sahnesi. Güzel oldu vallahi. Benzetmeden çok gerçeği yansıtıyor. Saldırganlık duygusuyla hareket edenler iyi sergiliyorlar oyunlarını. Ne yazık ki Atilla Bey, komediye karışmış trajedidir. Ben de bu oyunda sergilenen komediden gözlerimin mayışmadığını, trajediyi görebildiğimi söylemeye çalışıyorum. Ama sevindiğim bir şey var; Atilla Yayla her şeye rağmen, gerçek bir “entelektüel duruş” sergilemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalif şeyler söylemiştir ve söylemekle kalmayıp söylediklerini iyi bir şekilde savunmuştur. Bu nedenle tebrik etmek lazımdır Atilla Yayla’yı. Liberalleri “konjonktör’ün adamları” olarak bilirdim. Atilla Yayla beni yanılttı. Gördüm ki, muhaliflik yürekle ve onurla alakalıymış. Taşınan ideoloji ile alakalı değilmiş yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atilla Yayla, aydın kişinin gerektiğinde bütün ideolojilere ve ideallere karşı muhalif duruşu olan kişi olduğunu gösterdi bu ülkeye. Ona sahip çıkmayanlara gelince, en güzel cevabı yine, yıllar önce bir akademisyenini savunan rektörün mektubu verecektir: “Üniversite, bir mensubunun fikirlerini açıklamasına veya davranışlarına karşı, cezai veya asli bir davanın konusu olsa da, herhangi bir yaptırımda bulunamaz. Tepkiyi koşullar belirler. Sınıfta veya dışarıda ifade edilen ve bize çirkin gelen fikirlerin, bizim ‘gerçek’ kavrayışımızı yerinden eden, önyargılarımızı ve peşin hükümlerimizi sorgulayan fikirlerin, akademik düzenimizin temel yapısını tehdit etmedikleri sürece güvence altına alınmaları gerekir. Eğer biz Profesör Said’ in özgür yazıp konuşma hakkını inkar edersek bundan sonra kim susturulacak, ceza korkusu olmadan aklındakileri söyleme hakkına kimin sahip olduğunu belirleyen engizisyoncu kim olacak, bunları da şimdiden düşünmeye başlamamız gerekecek.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-116533935342133599?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/116533935342133599/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=116533935342133599' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116533935342133599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116533935342133599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/12/akademik-zgrlk.html' title='Akademik özgürlük...'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-116017915252368905</id><published>2006-10-06T16:50:00.000-07:00</published><updated>2006-10-06T16:59:12.536-07:00</updated><title type='text'>Neden?..</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Şundan:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;"Nerden başlasam bilmiyorum. Benim yürüdüğüm yolu yürümemiş biri beni anlamayacaktır. Kimseye bir şey anlatmaya yeltenecek değilim. Hiçbir zaman olmadım. Monologlarımı dinleyecek çeşitli kalınlıkta arkadaşa sahibim. Her zaman insan sıcaklığı denen şeyi önemsemişimdir. Blog söylemini çok soğuk ve zavallıca buluyorum. Hayatımda herhangi bir yere karşılık gelmiyor yani şu an yaptığım. Umarım siz de ciddiye almazsınız. Hani siz okuyorsunuz ya bunu şimdi. Hepiniz topsunuz yani bir bakıma. Onu diyorum. Mahremiyet diye bir şey var. Neden çüküme bakıyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorum. Gergin ortamlarda tahrik oluyorum, bunu da diyorum. Neyse… siz yeterince utanmışsınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anarko arabesk manifestonun yazımına hazırlanıyorum. Bundan sonra buradaki yazı alışkanlığı da buna göre belirlenecek. Ben çok eğleneceğim şahsen. Umarım benden başka birileri de eğlenir ve suçluluk duymaktan kurtulurum. Müslüm Gürses ve Ahmet Güntan işbirliğini duyunca tarihin kıvrak zekasını takdir ettim bugün. Bazen bir yerde belirli bir zamanda birbirinden habersiz insanlar tarafından aynı şeyi besleyen işlere imza atılır. Zaman-mekan teriminden benim anladığım bu. Şimdi buraya nerden geldik. Bat dünya bat mıydı? Yok, ona vakit var daha. Aslında belki de tüm mesele samimiyettir. Samimi değildiniz bunu okurken. Bu yüzden bağlantıları kaçırdınız. Halbuki iyi niyetli bir insandan tek beklenen samimiyettir. Öyle değil mi? Hemen cevap vermeyin. Sizi yönlendiriyorum. Niyet midir yoksa hareketlerimizin sonucu mudur sorumlu olduğumuz. Önce bunu düşünün. Pazartesi sabahı raporları masamda bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O müstehzi gülümsemeyi de çıkarın suratınızdan! Her ünlem bir beysbol sopasıdır icabında. Bunu da hesaba katın. Hadi bakalım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;esrari cemil yazmıştı &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://batsinbudunya.blogspot.com/2006_04_01_batsinbudunya_archive.html"&gt;&lt;strong&gt;bunu..&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-116017915252368905?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/116017915252368905/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=116017915252368905' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116017915252368905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/116017915252368905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/10/neden.html' title='Neden?..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-115580189832843199</id><published>2006-08-17T01:01:00.000-07:00</published><updated>2006-08-17T01:04:58.340-07:00</updated><title type='text'>Aşk ve savaş..</title><content type='html'>"Bir gerçekten başka bir gerçeğe, bir zaman için geçerli olan bir nesneden başka bir nesneye gidip gelmek sözkonusu. Ancak birleştikleri zaman anlam taşıyan iki gerçekten söz ediyoruz. Savaşçı olarak sevişir, aşık olarak savaşırsın."&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;S. &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;Exupery&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ff99ff;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-115580189832843199?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/115580189832843199/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=115580189832843199' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115580189832843199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115580189832843199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/08/ak-ve-sava.html' title='Aşk ve savaş..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-115567971797623572</id><published>2006-08-15T15:05:00.000-07:00</published><updated>2006-08-15T15:08:37.993-07:00</updated><title type='text'>Dikkat Şiir!</title><content type='html'>ÖLÜM DALAŞI VE CAZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şehrin caddelerinde ucuz bir kovalamaca&lt;br /&gt;bir polis otosu ya da kısa yol, amerikan filmi bu&lt;br /&gt;kobay olarak kullanıldığımız ne varsa&lt;br /&gt;ekranların başında sabrı ölçülürken&lt;br /&gt;halkımın. elimden kayıyor ekmek&lt;br /&gt;ekmek elimi sevmiyor ve caz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şey bir rüya olabilir herşey bir yeşil yaprak&lt;br /&gt;bu sınırsız uzamı&lt;br /&gt;aslında bir plazma tv renklendirebilir arsızca&lt;br /&gt;sevgili lynch kalkıp şiddetin filmini çekebilir yine&lt;br /&gt;nasılsa bitecek bu savaş da / elektrikler&lt;br /&gt;elbet gelecek&lt;br /&gt;bir kedi tırmanacak ağaca ve caz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inanmadığımız onca şey varken&lt;br /&gt;bir mümin olabilir miyiz ama nasıl?&lt;br /&gt;biz ölünce buradan nasıl?&lt;br /&gt;biz ölürken nasıl?&lt;br /&gt;her şey kelimeleri nasıl da boğuyor&lt;br /&gt;kelimeler birbiriyle nasıl da kavga ediyor&lt;br /&gt;sıraya geçmiyor yaramaz kelimeler ve caz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinmez bir halkın toprağında öfke büyüttüğü&lt;br /&gt;öfkeyi ana gibi beslediği sütüyle kanıyla&lt;br /&gt;görülmemeli göğsümüzü ve sırtımızı sıkıp kardeş yapan şey&lt;br /&gt;fişekler bombalar güldürmeyen ne varsa insanı&lt;br /&gt;soğukkanlı ne kadar yari varsa dudaklarımın&lt;br /&gt;hepsi bir ikindi sonrası ve caz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;harita nedir. beyrut’ta harita nedir&lt;br /&gt;ıslanmış bir ceylan derisinden başka&lt;br /&gt;yeni bir yağmur beklenmiyor şimdi&lt;br /&gt;ey gök.&lt;br /&gt;ey bulanık vaatlerin aydınlandığı köpüklü vadi.&lt;br /&gt;havanın açılması gerekiyor artık ve cazzz.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;&lt;strong&gt;placebo&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-115567971797623572?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/115567971797623572/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=115567971797623572' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115567971797623572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115567971797623572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/08/dikkat-iir.html' title='Dikkat Şiir!'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-115338239502788346</id><published>2006-07-20T00:56:00.000-07:00</published><updated>2006-07-20T01:02:22.730-07:00</updated><title type='text'>Sen aklıma düştükçe..</title><content type='html'>'ne etsem berabere bitmedi o yılgın maç&lt;br /&gt;herkes bende kalanı küçük bir sıyrık sanır&lt;br /&gt;sen aklıma düştükçe içim nasıl izdiham&lt;br /&gt;terkedilmiş bir evin ilk günü kadar ağır.'&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Koç Burcu/&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;Ali Ayçil&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-115338239502788346?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/115338239502788346/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=115338239502788346' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115338239502788346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115338239502788346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/07/sen-aklma-dtke.html' title='Sen aklıma düştükçe..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-115325032633861709</id><published>2006-07-18T11:56:00.000-07:00</published><updated>2006-07-18T12:18:46.366-07:00</updated><title type='text'>Parçalı bulutlu sözler..</title><content type='html'>1.&lt;br /&gt;Ondan denizi anlatmasını istedim bana. Sesi kıyıya çarpan dalgalar gibi gelip kırılıyordu içimde. Kelimeleri balyozdandı, şekerden balyozlar; sonra balyoz şekli verilmiş pamuk şekerleri.. Bu öyküyü seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.&lt;br /&gt;Yaşlanıyordu ve tek şikayeti bu olmuştu son günlerde. 'Kayboluyorum' diyordu, 'kayboluyorum artık bu şehirde.'&lt;br /&gt;Ona söyleyebileceğim çok az cümle vardı ama kuramadım hiçbirini.&lt;br /&gt;Biliyordum ki söyleyeceklerimi de kaybedecekti bu adam kentin kalpkarartan dumanında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.&lt;br /&gt;Kent: Çöp. Kaldırım. Sıska ağaçlar.  Milli parklar. Asfalt. Küfürler. Arabesk ve pop biraz. Yorgun bir yüz... Sonrası yapışkan, yapışkan.. Yapıştıkça kirleten, varlığı silen bir yapışkan.&lt;br /&gt;Yağmur ne zaman yağacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.&lt;br /&gt;Vakitsiz uykulardan uyanıyorum nice zamandır.&lt;br /&gt;Ve biliyorum, uyanırken yazılmaz birşeyler..&lt;br /&gt;Uyurken belki.&lt;br /&gt;Hem ben şizofrenim yavrum, konuşurken kayarsam rahat[sız] etme beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.&lt;br /&gt;Akşamın o yorgun karaltısı çöküyor omuzlarına. Seni uzun zamandır böyle görmemiştim. Yangından itfaiyenin himmetiyle ucuz kurtulmuş eski evler gibisin. Benimse tırnaklarım acıyor uzun zamandır, acıyacağını söylemiştin sen sahi.. Bildin. Hayattan koparıp alamadım birşeyleri.&lt;br /&gt;jykascn kljlonmcön önctpsss... Harflerle şiir yazılamaz, biliyorum bunu. Aşkın acı demek olduğu kadar iyi biliyorum.&lt;br /&gt;Mazeretim var benim, sevmeye yeteneksizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.&lt;br /&gt;Son Mesaj: Herşey yalandı, tanrılarla konuşmadım sevgilim! Ölümün sırrı falan yok, sert bir yumruk yalnızca o. Hem Hermes de sözlerimi yorumlamayı reddetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.&lt;br /&gt;Novalis, 'tanrıların olmadığı yerde hortlaklar hüküm sürer' demiş.&lt;br /&gt;İşte ben: tanrılardan da korkuyorum, hortlaklardan da..Ama bunları söylerken kalbim bir tabut kapağı kadar hareketsiz ve sakin. İşte bundan daha çok korkuyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-115325032633861709?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/115325032633861709/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=115325032633861709' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115325032633861709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115325032633861709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/07/paral-bulutlu-szler.html' title='Parçalı bulutlu sözler..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-115321178427720195</id><published>2006-07-18T01:28:00.000-07:00</published><updated>2006-07-18T01:36:24.286-07:00</updated><title type='text'>Ne farkeder bir rüya olsan?</title><content type='html'>"Merak eder dururum ey maşukum&lt;br /&gt;  yoksa sadece bir rüya mıydın?&lt;br /&gt;  Uzun kış gecelerinde gözüme ayan olan&lt;br /&gt;  bir bahar rüyası; latif ışıklarıyla&lt;br /&gt;  bu donmuş kalbe düşen?&lt;br /&gt;  Yoksa bir şarab rüyası mıydın&lt;br /&gt;  bu sarhoş gözleri dolduran?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ve öylece meraktayım benim tatlı maşukum,&lt;br /&gt;  içsem mi diye bu yakut şarabı,&lt;br /&gt;  Yoksa ağlasam ve saçsam mı&lt;br /&gt;  yüzünün cemali nakşedilmiş bu pırlantaları,&lt;br /&gt;  Adının zikrine tesbih eylediğim&lt;br /&gt;  gözyaşlarını saçsam mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Seni geriye çağırmanın öyle çok yolu var ki&lt;br /&gt;  Ne farkeder bir rüya olsan.."&lt;br /&gt;                                         &lt;em&gt;Mevlana Celaleddin k. s.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-115321178427720195?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/115321178427720195/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=115321178427720195' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115321178427720195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115321178427720195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/07/ne-farkeder-bir-rya-olsan.html' title='Ne farkeder bir rüya olsan?'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-115313361032149647</id><published>2006-07-17T03:45:00.000-07:00</published><updated>2006-07-17T03:53:30.333-07:00</updated><title type='text'>Devinimler..</title><content type='html'>"Seni gördüğümde çocukluğumda dinlediğim bir masalı hatırladım. Bir İran masalında, sevdiği kadını yüzyıllarca aynı ruhla başka bedenlerde arayan bir adam anlatılır. Adam sonunda yüzyıllardır aradığı kadını uzak ülkelerin birinde bulur. Ona, güneşli bir gökyüzü altında birlikte toprak işlemek istediğini anlatır. Kadın sadece gülümser ve uzak ülkesinde yaşamaya devam eder. Seni ilk gördüğümde sıcak bir ülkede benimle birlikte toprak işlemeyeceğini, kendi dünyanı bana taşımayacağını biliyordum. Yine bana gülümsediğinde biliyordum ki ben yüzyıllardır yeryüzünde seni ararmışım..."&lt;br /&gt;                                                                        M. G /13 haziran 1993&lt;br /&gt;                                                                        Paris, Pont de L'alma'nın üzerinde&lt;br /&gt;                                                                        Eiffel'in yarısı sisler arasında&lt;br /&gt;                                                                        yokmuş gibi görünürken... &lt;br /&gt;                                                                        &lt;strong&gt;Öykümü Kim Anlatacak/Şebnem İşigüzel&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-115313361032149647?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/115313361032149647/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=115313361032149647' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115313361032149647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/115313361032149647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/07/devinimler.html' title='Devinimler..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114830996279877914</id><published>2006-05-22T07:58:00.000-07:00</published><updated>2006-05-22T07:59:22.806-07:00</updated><title type='text'>Dikkat Şiir!</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;strong&gt;KONFORMİST AYDINLANMA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım, biliyorum, kendimi yazıyorum şiirlerimde&lt;br /&gt;Biraz daha yazsam hiçbir esprisi kalmayacak otobiyografimin&lt;br /&gt;Ah evet, onyedi yaşımda kalmıştım, zihnim karmaşık&lt;br /&gt;Olağan durumum yani, her gün biraz Ubermans halleri&lt;br /&gt;İthal bir zihinden kurtulma çabasıydı bütün bu sarsıntılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım, konjonktür de neyin kısaltmasıydı, hayatıma girdi birden&lt;br /&gt;Süreçleri de sevemedim gitti belki bu yüzden&lt;br /&gt;Semptomlarla uğraşıyordu zihnim, biraz jakobendim&lt;br /&gt;Aklımın asıl fonksiyonu söylem soygunuydu&lt;br /&gt;Rasyonel düşünemiyordum o zamanlar şimdiki kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım, belki çok zaman geçmedi ama hayatım bundan ibaret&lt;br /&gt;Yaşadıklarımdan bir numara çıkmayınca Ubermans’ı da yok ettim&lt;br /&gt;Eleştirel akıl aydınlanmada kaldı biliyorum&lt;br /&gt;Zihnim evrim de geçirmiyor milattan beri&lt;br /&gt;Ah evet Tanrım, yorgunum biraz,&lt;br /&gt;Biliyorum ki ben konformist aydınlanmanın filozofuyum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;em&gt;E.Fatih Bilge&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114830996279877914?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114830996279877914/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114830996279877914' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114830996279877914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114830996279877914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/05/dikkat-iir.html' title='Dikkat Şiir!'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114579046686289927</id><published>2006-04-23T04:03:00.000-07:00</published><updated>2006-04-24T13:03:18.680-07:00</updated><title type='text'>Mazeret</title><content type='html'>putları kırıyor esrarengiz ve iyi adam&lt;br /&gt;bir yağmur yağmasını bekliyor&lt;br /&gt;pislikleri, kalın duvarları da bekliyor içimin&lt;br /&gt;ben niçin o kırmızı yüzlü softaların&lt;br /&gt;anlayamadım&lt;br /&gt;niçin elimi başkalarının elini tutar gibi tuttuklarını&lt;br /&gt;ama bir şey de diyemedim&lt;br /&gt;şöyle dönüp kırgın kırgın.&lt;br /&gt;ve acı çeken çocuklarıma yuva yaptım yüreğimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyah ve kalın sayfalar okuttular bana&lt;br /&gt;aklımın en güzel konutunu açıyordum leylalarına&lt;br /&gt;ama sığmıyordu işte&lt;br /&gt;karışmıştı birbirine bilgilerinin&lt;br /&gt;gösterişi gösterişlerinin bilgisi.&lt;br /&gt;mutmain olmadım bir an bile&lt;br /&gt;sarı ve ince sahifeleri gördüm bir gün&lt;br /&gt;her gidişimde darmadağınık ayrıldığım kitapçıda.&lt;br /&gt;ve sonra gerisi geldi&lt;br /&gt;bir sihir gibi büyü gibi&lt;br /&gt;istesem ve istemesem de&lt;br /&gt;kulaklarıma bu ince&lt;br /&gt;sözler doldu her gece:&lt;br /&gt;şiir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yo açıklama istemiyorum&lt;br /&gt;o kırmızı yüzlü softaların niyeti üzerine&lt;br /&gt;mazeretime mazeret belirtmeyin&lt;br /&gt;çok rahatlatmak istiyorsanız beni&lt;br /&gt;lütfen bir bardak okunmamış su verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;eskiden yazdığım bi şiir..&lt;strong&gt;darvakit.net&lt;/strong&gt;'ten..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114579046686289927?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114579046686289927/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114579046686289927' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114579046686289927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114579046686289927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/mazeret.html' title='Mazeret'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114578984887320492</id><published>2006-04-23T03:50:00.000-07:00</published><updated>2006-04-23T03:59:01.243-07:00</updated><title type='text'>ne söylerim ben maviden başka</title><content type='html'>Babam nereye gidiyor sabahları&lt;br /&gt;Üstünü giyip çıkıyor somurtan otobüslere&lt;br /&gt;Üst üste binip kalabalık bir çok insanla&lt;br /&gt;Ayakta kalıp yorulup itiş kakış geç kalıp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem ne seyrediyor televizyonda&lt;br /&gt;Kanal değiştirip.Ağlayan kadınlar&lt;br /&gt;Sırıtan insanlar çıplaklar kötü şeyler&lt;br /&gt;Geç anne seyretme reklamları haberleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda ne öğreniyorum ben sınıfta sırada&lt;br /&gt;Kalk bakıyım, otur bakayım,sus bakayım&lt;br /&gt;Sen söyle,Numaranı söyle,sayıları say üçer beşer say&lt;br /&gt;Dünyanın en uzun yalanı nerden nereye akar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam bir masada oturuyor.Karşısında duvar&lt;br /&gt;Duvardaki saat babamı seviyor mu?Saatin tik takları&lt;br /&gt;Babamı nereye götürüyor.İşi babamı seviyor mu?&lt;br /&gt;Babam para kazanıyor.Duvar babama bakıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem bize yemek yapıyor.Annem bize yemek yapmasa&lt;br /&gt;Biz ölürüz.Vitaminler de ölür.Meyveler sebzeler çürür.&lt;br /&gt;Annemin arkadaşları geliyor. Annem namaz kılmıyor&lt;br /&gt;Namaz annemi unutuyor.Teyzeler kocaman gülüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece ben uyumadan dışarısı karanlıkken&lt;br /&gt;Yıldızlar yanarken ağaçlar üşürken&lt;br /&gt;Allahım diyorum ben rüzgar alıp gidiyor yaprakları&lt;br /&gt;Annem sevsin babamı,babam sevsin annemi&lt;br /&gt;Allahım diyorum ben rüzgar alıp gidiyor yaprakları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bülent Ata&lt;/strong&gt;, &lt;em&gt;merdivenşiir dergisi'nin 8. sayısından..&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;hamiş:bu şiiri ilk defa semerkand çocuk'ta okuduğumu hatırlıyorum. bülent abi süper şiirler yazıyor; naif, yumuşacık, içli, insani yanlarımızı okşayan bi şiir..seviyorum ben bunu.oh, ne güzel...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114578984887320492?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114578984887320492/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114578984887320492' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114578984887320492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114578984887320492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/ne-sylerim-ben-maviden-baka.html' title='ne söylerim ben maviden başka'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114568418526967054</id><published>2006-04-21T22:32:00.000-07:00</published><updated>2006-04-21T22:36:25.280-07:00</updated><title type='text'>Memleket dergi çıktı..</title><content type='html'>Memleket ‘hayat ve edebiyat’ dergisi, Konya merkezli olmak üzere Nisan sayısıyla çıktı. Genel yayın yönetmeni İbrahim Demirci olan derginin, görsel olarak gözümüzü doyurmadığını ama içeriğinin nitelik bakımından gayet iyi olduğunu söyleyelim.&lt;br /&gt;İ. Demirci’nin Atilla Yaramış’ın ‘Münacat’ şiiri üzerine yazdığı yazı, Murat Güzel’in Edebiyat’ın Özüne Dair yazdıkları, Abdullah Harmancı’nın ‘Yazı Uçar’ı, Ümit.S.Taşkesen’in ‘Kapıkulu: Zalih’ başlıklı öyküsü, Osman Özbahçe’nin özenli İsmet Özel biyografisi ve Filistinli şair Mahmud Derviş’le yapılan söyleşi benim ilgimi çeken ürünlerden bazıları..&lt;br /&gt;Şairleri unutmamak lazım:M.Akif Kuruçay, Seyhan Kurt, M. Ali Köseoğlu ve Murat Güzel..&lt;br /&gt;Yine sevgili Mücahid (Dündar) ağabeyin çevirdiği Velid A. Elvan’a ait ‘İran’ın Kumunda’ başlıklı yazının altını dikkatle çiziyorum.&lt;br /&gt;Velhasıl-ı kelam, okuyun bu dergiyi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114568418526967054?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114568418526967054/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114568418526967054' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114568418526967054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114568418526967054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/memleket-dergi-kt.html' title='Memleket dergi çıktı..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114563670045986268</id><published>2006-04-21T09:22:00.000-07:00</published><updated>2006-04-21T09:25:00.506-07:00</updated><title type='text'>kafa atmak..</title><content type='html'>kaç gündür bişeyler yazmıyorum buraya..neden? çünkü meşgulüm. işim var vesaire..mazeret mi bulmaya çalışıyorum? bundan şüpheliyim bak.şüpheli olmam doğal.zira septik yanım hayli ağır basıyor bugünlerde. her şeyden bir tür kuşku duyuyorum yani. her şeye sıkı bir kafa atmak filan istiyorum.suratım asık. tam da bunu istiyorum aslında.asosyal mesaj durumları:astım lan suratımı, gelin oturun karşıma.&lt;br /&gt;dün tarık abi (tufan) gelmiş şehr-i gonya’ya. haberimiz olmamış.ayakta uyuyoruz yaaa. yazmam gerekenleri de yazamıyorum kaç gündür. rica etsem, birisi bana sıkı bir kafa atabilir mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114563670045986268?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114563670045986268/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114563670045986268' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114563670045986268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114563670045986268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/kafa-atmak.html' title='kafa atmak..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114511356904889121</id><published>2006-04-15T08:05:00.000-07:00</published><updated>2006-04-15T08:08:04.540-07:00</updated><title type='text'>sevdiğim replikler..</title><content type='html'>öldürmek, hiçbir zaman ortadan kaldırmak demek değildir.&lt;br /&gt;işte ölü; or(t)ada öylece durmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114511356904889121?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114511356904889121/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114511356904889121' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114511356904889121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114511356904889121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/sevdiim-replikler.html' title='sevdiğim replikler..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114436250094678315</id><published>2006-04-06T15:15:00.000-07:00</published><updated>2006-04-06T15:28:20.960-07:00</updated><title type='text'>'Acının Coğrafyası'</title><content type='html'>kente kapandık kaldık tutanaklarla belli&lt;br /&gt;sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden&lt;br /&gt;yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar&lt;br /&gt;ve her köşe bir tuzaktır&lt;br /&gt;birer darağacıdır her meydan saati&lt;br /&gt;öğle vaktini kesinlikle gösteren&lt;br /&gt;oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çığlığım uzun uzun kalır içimde&lt;br /&gt;yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde&lt;br /&gt;rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde&lt;br /&gt;ve gece duruşmasından yeni çıkmışken&lt;br /&gt;sabahın terazisi eksik tartar gölgemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artık öyle açık ki kuşkuya yer yok&lt;br /&gt;kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır&lt;br /&gt;tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde&lt;br /&gt;örneğin çukurova ve mekong köylerinde&lt;br /&gt;acıdır ağacın gölgesini yapan&lt;br /&gt;bunu herkes bilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır&lt;br /&gt;şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum&lt;br /&gt;ya da üst üste silah atsan&lt;br /&gt;kent tepinir belki bütün kuşlar uçar&lt;br /&gt;belki değil mutlaka&lt;br /&gt;ama&lt;br /&gt;bir tanesi mutlaka kalır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;                          Turgut Uyar&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114436250094678315?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114436250094678315/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114436250094678315' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114436250094678315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114436250094678315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/acnn-corafyas.html' title='&apos;Acının Coğrafyası&apos;'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114432718228599867</id><published>2006-04-06T05:30:00.000-07:00</published><updated>2006-04-06T05:39:42.323-07:00</updated><title type='text'>Sobelenmişiz yaa..</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="color:#ff9900;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://pata-gonya.blogspot.com"&gt;Prometheus&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;, bizi sobelemiş. Öyle olsun baalim ortaam, kadere rıza göstermek gerektir. Verelim cevaplarımızı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;1- Tüm bilim adamları(Galileo, Einstein, Newton, Maxwell, Rudherford, Pascal, Buhr ) saklambaç oynuyorlar? Einstein sayıyor diğerleri saklanıyor.Einstein kimi sobelemiştir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Dumura uğradım.Hiç fikrim yok.:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;2- Okuduğunda seni en çok etkileyen kitap?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Hangisini söyleyeyim bilemiyorum, birini seçmek de hayli zor benim için: Daruş Şayegan’ın ‘Yaralı Bilinç’i, Salinger’in ‘Gönülçelen’i, Mustafa Kutlu’nun 'Sır' kitabı, H. Albayrak’ın Hakan Albayrak Kitabı, Pakdil Usta’nın ‘Batı Notları’, C.Aktaş’ın tüm öykü kitapları..&lt;br /&gt;Zarifoğlu’nun ‘Savaş Ritimleri’ de müthiş bir kitaptır bence.Gözyaşları içinde okuduğumu hatırlıyorum önceleri. Geçen yaz tekrar okudum ama ağlamadım nedense. Annem ‘eskiden daha iyiydin sen’ diyor. Babam artık büyüdüğümü söylüyor. Promethe’nin dediği gibi duruma göre değişiyor beğenilerimiz anlaşılan ama çocukken daha temizdik, burası doğru..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;3- Takip ettiğin dergi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Gerçek Hayat, Dergah, Fayrap, Mostar, Anlayış, Kitap Postası.. Buldukça tüm iyi dergileri okumaya çalışırım:Postexpress’ten Haksöz’e..ayırt etmem yanee..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;4-Günlük gazete?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Yeni Şafak, Radikal diyeyim ben buna. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;5- En yaramaz çocukluk anım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Çocukken sık sık fotoğrafları yırttığımı söylüyor annem. Dindar bir çevrede yetişmem nedeniyle sosyal anlamda karşılık buluyor bu durum: Anne tarafından akrabamız bir hanımkadın, 'bu çocuk büyük bir din alimi olacak' diyor zamanında. ’İnşallah, maşallah’ derken okumalar, üflemeler, dualar arasında yıllar geçiyor. Netice; hafız bile olamıyorum..:) Bazen durumuma bakınca ben bile dayanamıyor, gülüyorum: Niçe okuyan, Bukowski seven arıza bir ilahiyatçı..&lt;br /&gt;Siz olsanız gülmez misiniz?:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;6-Tv yapımcısı olsam yapmak istediğim program?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;eski bi radyocu olarak tv programcısı olmayı düşledim tabii..ama televizyon gibi toplumsal ‘gösteri’ araçları bana gelmiyor be abicim..:)&lt;br /&gt;ama illa yapacaksın derseniz, kitaplarla ilgili bir program yapardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sobbelenenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sobelenmeyen kalmadı galiba, tüh ebe kaldım:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114432718228599867?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114432718228599867/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114432718228599867' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114432718228599867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114432718228599867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/sobelenmiiz-yaa.html' title='Sobelenmişiz yaa..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114401017706413917</id><published>2006-04-02T13:31:00.000-07:00</published><updated>2006-04-03T08:01:47.323-07:00</updated><title type='text'>Yolcu yürüyor..</title><content type='html'>Daha önce bu sayfada Yolcu Dergisi'nden bahsettiğimi hatırlıyorum. 37. sayısıyla yürüyüşünü sürdüren derginin internet sitesi de yenilenmiş..&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yolcudergisi.com/"&gt;Bakalım..Neler var?&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114401017706413917?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114401017706413917/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114401017706413917' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114401017706413917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114401017706413917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/yolcu-yryor.html' title='Yolcu yürüyor..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114399770122637659</id><published>2006-04-02T09:55:00.000-07:00</published><updated>2006-04-02T10:08:21.236-07:00</updated><title type='text'>Yeni Ali</title><content type='html'>Bugün canım fena halde Nuri Pakdil okumak istedi. Ne yazık Usta'nın elimdeki tüm kitapları da Denizli'de kütüphanemde kaldığı için imkanlar dahilinde!  google dan bi arama yapıp bulduklarımı okumaya koyuldum. Pakdil in aşağıdaki şiirini &lt;a href="http://www.istanblog.com/"&gt;istanblog&lt;/a&gt;'da gördüm ilk defa.. Daha önce okumamıştım galiba, evet okumamıştım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YENİ ALİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;C&lt;em&gt;ezayir'e atlarla gidilirdi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Babam atla bağa gelirdi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yeni Ali&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Paris'i atla dolaşacak&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;İyi binen ata&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bir solukta geçer Hazer'i&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yavaş yavaş ingiliz&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tuzağına düşer at süren yiğitlerin.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nuri Pakdil&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114399770122637659?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114399770122637659/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114399770122637659' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114399770122637659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114399770122637659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/04/yeni-ali.html' title='Yeni Ali'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114327969609048805</id><published>2006-03-25T01:39:00.000-08:00</published><updated>2006-03-25T01:42:00.163-08:00</updated><title type='text'>fayrap günlüğü</title><content type='html'>Alışkınım.. öğrencilik hayatım boyunca bu böyle olacak büyük ihtimal: dergileri, mecmuaları satıldığı yerde okuma alışkanlığımdan söz ediyorum. hatta bazen dergi raflarından kitap raflarına sıçrayıp minik hacimli diye tavsif ettiğimiz kitapları okuyuvermeler filan.. Ahmet kekeç’in ‘kalanlar’ isimli kitabını böyle okumuştum mesela.45 dakika sürmüştü..gerçi kekeç, aynı kitabı ufak değişikliklerle 2005’te ‘kanamalı haydut’ adıyla piyasaya sürünce az kızmamıştım kendisine.değişik triplere filan girmiştim: ) Orası ayrı mesele..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;enes’teydim geçen cuma akşamı. dergilere göz gezdirirken birden fayrap’ı gördüm.yeni sayısı gelmiş. rafların yanına çömelip okumaya başladım.kalp atışları, haberler, bikaç şiir, sonra arkadan mülahazat defteri derken .. temiz 10 sayfayı becermiştim ki bacaklarımın sızladığını hissettim. ama fayrap elime yapışmıştı. almasam olmaz, dedim. iki gün öğle yemeği yemesem ne çıkar, dedim.(aslında o kadar yoksul değilim.iblis, her yolu deniyor işte..)Sonuçta nefsime yenildim ve tamı tamına 4 yetele’yi cebimden çıkarıp tezgahtara uzatıp nasıl bir hızla ol mekandan çıkıp uzaklaştığımı –vazgeçmemek için tabii- bir allah biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de sevgili arkadaşım muaz a kaptırdım dergiyi o akşam osmanlı çarşısı çıkışında. bitirmiş sayılmam henüz.. burada bir mesaj var:muaz, dergiyi hemen iade et. Bi hafta oldu: )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey pek güzel de,, dergide neler var? Sayha’ya yazdım bunu. &lt;a href="http://www.sayhadergi.com/?mod=content&amp;act=topicshow&amp;amp;id=972"&gt;Bir bakın&lt;/a&gt; isterseniz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114327969609048805?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114327969609048805/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114327969609048805' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114327969609048805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114327969609048805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/03/fayrap-gnl.html' title='fayrap günlüğü'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114260314844269368</id><published>2006-03-17T05:41:00.000-08:00</published><updated>2006-03-17T05:45:48.460-08:00</updated><title type='text'>"Hangi dergiyi okusam?"</title><content type='html'>&lt;strong&gt;"&lt;/strong&gt;Edebiyat dergisi &lt;strong&gt;Derkenar&lt;/strong&gt;, 15. sayısıyla birlikte 2 aylık eski periyoduna dönüş yaptı. Açıkçası derginin belirli bir düzeyde, istikrarlı bir gidişatı tutturamaması  üzüyor beni. Dileriz ileride uzun soluklu, heyecan veren işler çıkar buradan..&lt;br /&gt;Bu sayıdan İbrahim Tenekeci ve Furkan Çalışkan'ın şiirlerine, Said Yavuz, Furkan Çalışkan ve Ali Karınca'nın yazılarına işaret etmek isterim. Yine genç şair Alper Gencer'in 'Cafer Turaç'  şiiri üzerine yazdığı yazıya da dikkat.&lt;br /&gt;Dergiyi almakta tereddüt edenlere: Nurettin Durman'ın derlediği Aşk Şiirleri Antolojisi (tam üçyüz sayfa) dergiyle bedava..benden duymadınız..:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anlayış&lt;/strong&gt; yine müthiş!..Başörtüsü meselesi ile ilgili önemli yazılar var. Derginin kapağındaki çarpıcı ifade şöyle:&lt;strong&gt;'Bu Dergiyi Başörtülüler Alamaz!&lt;/strong&gt;'&lt;br /&gt; Rasim Özdenören'le yapılmış  söyleşi ve İbrahim Kalın'ın Türkiye'nin Korkuları başlıklı yazısı okunmalı.. Derginin dosya konusu ise Türkiye'nin Enerjisi şeklinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kitap Postası&lt;/strong&gt;'nı biliyoruz. Biliyorsunuz.  Asım Gültekin iyi işler yapmaya devam ediyor. 2. yılına giren dergi yine dopdolu..Adem Turan'ın Hasan Aycın portresi ve Yusuf Turan Günaydın'ın mütercimlerle ilgili yazısı dikatimi çekenlerden bazıları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tezkire&lt;/strong&gt; yeni sayısını sessiz sedasız çıkardı. Bu sayıda pek çok güncel meseleyle birlikte Ak Parti ve &lt;strong&gt;'Muhafazakar Demokrasi'&lt;/strong&gt; söylemi masaya yatırılmış. Tezkire çok önemli arkadaşlar, çook..Takip edelim.Kaçırmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür, medeniyet, aktüalite dergisi &lt;strong&gt;Mostar&lt;/strong&gt;, 13. sayısında dosya konusu olarak 'medya'yı seçmiş. Yayın yönetmenliğine şair Ali Ayçil'in geçmesiyle kültür-sanata verdiği ağırlık hissedilen dergide ayrıca, Filistinli şair Mahmud Derviş'le ve Edibe Sözen'le yapılmış iki önemli konuşma da mevcut..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Varlık&lt;/strong&gt; dergisi, 'Kıskançlık' konusunu işlemiş  oylumlu bir dosyayla..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğu- Batı&lt;/strong&gt;, Entelektüeller  dosyasının birinci kısmıyla çıktı..Bihaber ve bigane kalmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada 'edebiyat ateşi' &lt;strong&gt;Fayrap&lt;/strong&gt;'ın yeni sayısı çıkmış..Ayrıntılar ve dergi üzerine bir değerlendirme ilerki günlerde bu sayfada..tekmili birden:)&lt;strong&gt;"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogcu.com/prisonhouse"&gt;www.blogcu.com/prisonhouse&lt;/a&gt; yazmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114260314844269368?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114260314844269368/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114260314844269368' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114260314844269368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114260314844269368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/03/hangi-dergiyi-okusam.html' title='&quot;Hangi dergiyi okusam?&quot;'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-114253807123907087</id><published>2006-03-16T11:37:00.000-08:00</published><updated>2006-03-16T11:41:11.250-08:00</updated><title type='text'>ali şeriati</title><content type='html'>"Tasavvuf der ki; 'Yokluğumuzda kaderimizin önceden tayin edilmesi seni memnun etmiyorsa, şikâyet etme,' ya da 'Eğer dünya seninle mutâbık değilse [sana uygun gelmiyorsa], sen dünya ile mutâbık ol.' Fakat mutasavvıf İkbâl der ki; 'Eğer dünya seninle mutâbık değilse, ona başkaldır!' Burada dünya, 'kader' ve 'insanoğlunun hayatı' anlamına geliyor. İnsan bir dalgadır, durgun bir sahil değil. Erkeğin ya da dişinin varlığı ve oluşu harekettedir, harekette olmalıdır. İkbâl’in tasavvufu, Hint mistisizmi ya da dinî taassup gibi değil, Kur’an mistisizmi gibidir. İnsanın dünyayı değiştirmesi gerektiğine inanır. İslâm, insanı önemsemeyen kadercilik yerine, insanın önemli bir rol üstlendiği bir anlayışı getirmiştir. Bu, İslâm’ın dünya görüşü, hayat felsefesi ve ahlâkıyla yarattığı ilerleyen ve müspet esas kaidesi gibi, en büyük inkılâptır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aliseriati.com"&gt;www.aliseriati.com&lt;/a&gt; açılmış. Bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-114253807123907087?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/114253807123907087/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=114253807123907087' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114253807123907087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/114253807123907087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/03/ali-eriati.html' title='ali şeriati'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113974157237607752</id><published>2006-02-12T02:51:00.000-08:00</published><updated>2006-02-12T02:52:52.386-08:00</updated><title type='text'>Beyaz bir haber:</title><content type='html'>Kültür-sanat haberlerinden öğrendiğimize göre, TÜYAP bu yıl Konya' da bir kitap fuarı düzenliyormuş.&lt;br /&gt;Fuar 20-28 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecekmiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapla ilgili bir haber, bir duyum, bir yazı beni heyecanlandırıyor. Öğrenci olarak bir süredir sınırları içerisinde bulunduğum ve açıkcası umduğumu bulamadığım Konya'da güzel bir etkinlik gerçekleşeceği haberi de sevindirdi beni..&lt;br /&gt;Baharı bekliyorum şimdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu arada beni heyecanlandıran 'aylık gaste' buyaka'ya başarılar diliyorum. İnşallah sürekli bir dirim vesilesi olur..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113974157237607752?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113974157237607752/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113974157237607752' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113974157237607752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113974157237607752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2006/02/beyaz-bir-haber.html' title='Beyaz bir haber:'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113580419578202159</id><published>2005-12-28T13:06:00.000-08:00</published><updated>2005-12-28T13:09:55.790-08:00</updated><title type='text'>Kadife Şairler..</title><content type='html'>ölüyorlar kadife şairler...&lt;br /&gt;pazarların tozunda ve kulelerin sisinde gömülü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün geceye akıyor... güne gece...&lt;br /&gt;ölüm yaşama akıyor yaşam bilince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinç de akar / daha karar vermediler&lt;br /&gt;gitse odalarından / gitse odalarından birileri...&lt;br /&gt;Yalnızlık ve melankoli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;heryerdeydiler...&lt;br /&gt;dönecek yerleri yok şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;(Lale Müldür)&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113580419578202159?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113580419578202159/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113580419578202159' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113580419578202159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113580419578202159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/kadife-airler.html' title='Kadife Şairler..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113536883206508840</id><published>2005-12-23T12:08:00.000-08:00</published><updated>2005-12-23T12:13:52.076-08:00</updated><title type='text'>Dörtdörtlükler..</title><content type='html'>Bir yalnız mankensin ve vitrindesin&lt;br /&gt;ne yapsan boş yani öyle durmalısın&lt;br /&gt;kimbilir  etrafa biraz yeşil kokular&lt;br /&gt;saçıp -ol'dukça- yerini doldurmalısın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113536883206508840?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113536883206508840/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113536883206508840' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113536883206508840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113536883206508840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/drtdrtlkler.html' title='Dörtdörtlükler..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113526259756791529</id><published>2005-12-22T06:41:00.000-08:00</published><updated>2005-12-22T06:43:17.566-08:00</updated><title type='text'>Buradan bir 'Yolcu' geçti, gördünüz mü?.</title><content type='html'>Elimde Yolcu Dergisi’nin 35.(yazıyla otuzbeşinci) sayısı var. Rengarenk, dopdolu, her tarafından dirim fışkıran bir dergi bu. Ekim-Kasım-Aralık olarak not düşülmüş künyesine. Şiirler, öyküler, denemeler, resimler(kahverengi-beyaz olsa da) güzel bir dergi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun mahreçli Yolcu'yla ilk defa internette tanıştığımı hatırlıyorum. Yayınlarına bir süre ara verdiklerini ve yakın zamanda tekrar meydanda olacaklarını 'duyuru'yorlardı sitelerinde. Ve işte, yepyeni, yakışıklı bir şekilde elimizin altında Yolcu Dergisi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel olarak altını çizmek istediğim ürünler var: Mehmet Şamil'in mektupları(Yangınlık), Ogün Kaymaz'ın 'Melek Alarmı' , Ercan Sağlam'ın 'Bukalemun' başlıklı şiirleri, İbrahim Tökel'in 'Türk Solu Ne Yana Düşer?' başlıklı yazısı..&lt;br /&gt;Bir de vazgeçilmez bir 'yenilgi' sayfası var:gürül gürül akan bir ırmak sanki..Harika!..(Bu arada yenilgi.com ne zaman açılıyor aceba..)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derginin kapağında Victor Hugo var:"&lt;strong&gt;Ve mutsuzduk biz/ ah ne güzeldi o günler..."&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113526259756791529?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113526259756791529/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113526259756791529' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113526259756791529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113526259756791529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/buradan-bir-yolcu-geti-grdnz-m_22.html' title='Buradan bir &apos;Yolcu&apos; geçti, gördünüz mü?.'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113501927395632971</id><published>2005-12-19T11:06:00.000-08:00</published><updated>2005-12-19T11:07:53.956-08:00</updated><title type='text'>Din'in muhteşem boşluğu</title><content type='html'>"Gerçeğin soğuğuna dayanamayacak hastayı çırılçıplak soymaktan sakının. Ve dinin büyüsüyle aşık atmaya kalkıp kendinizi tüketmeyin. Dine olan susuzluk çok şiddetli, kökleri fazla derin, kültürel pekiştirilmesi fazla güçlüdür. Sunacak daha iyi birşeyiniz yoksa hiçbir zaman eldekini almayın."&lt;br /&gt;D.Irwin Yalom&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113501927395632971?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113501927395632971/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113501927395632971' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113501927395632971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113501927395632971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/dinin-muhteem-boluu_19.html' title='Din&apos;in muhteşem boşluğu'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113458641348024902</id><published>2005-12-14T10:52:00.000-08:00</published><updated>2005-12-14T10:53:33.490-08:00</updated><title type='text'>Yeryüzünün yüzleri</title><content type='html'>Her sabah uyandığımda karşımda farklılaşmış, değişmiş bir dünya buluyorum. Yabancısı olduğum bir memleketteyim sanki. Yeni yüzler, yeni şeyler.. Aslında bu durumdan o kadar da hoşnut olduğum söylenemez. Tembel olmam sebebiyle değişen dünyaya ayak uydurmakta, ‘oluş’an varlıklara alışmakta zorlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten yeryüzünün ne çok yüzü var; bir tepeyi aşınca, bir sokağı dönünce, bir caddeyi geçince..yani uyanınca  görüyorsunuz o yüzlerden tanıdık birini.’Selamün aleyküm’:bu bir keşif parolası..Tanışmaya bir giriş, muhabbete sahici bir adım ve güler sonra yeryüzünün yüzleri.. Müslümanlar..Kardeşlerim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113458641348024902?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113458641348024902/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113458641348024902' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113458641348024902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113458641348024902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/yeryznn-yzleri.html' title='Yeryüzünün yüzleri'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113423317177125798</id><published>2005-12-10T08:41:00.000-08:00</published><updated>2005-12-10T08:46:11.793-08:00</updated><title type='text'>Sevinç..</title><content type='html'>Bana bir mektup geldi,&lt;br /&gt;İçinden ben çıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(Özdemir Asaf)&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113423317177125798?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113423317177125798/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113423317177125798' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113423317177125798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113423317177125798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/sevin.html' title='Sevinç..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113415012141729937</id><published>2005-12-09T09:29:00.000-08:00</published><updated>2005-12-09T09:42:01.426-08:00</updated><title type='text'>"denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.."</title><content type='html'>Bazen hayatı bir film gibi geri sardırmanın mümkünatını düşünmüyor değilim. Hatta bazen değil, sık sık yapıyorum bu işi..Pişman olduğum ameller tutuyor yakamdan. Nerden geldim, nereye sürüyorum arabamı?. Hiç durmaksızın konumumu sorguluyorum. Nuri Pakdil'in deyişiyle hakikaten 'varoluş konumlanışı'mı gerçekleştirebildim mi? Benim yerim burası mı? Bulunduğum yer, yapmak istediklerime:bana ne kadar uygun? Okuduğum okul, kaldığım yer, arkadaşlarım, bu yüzler,bu ka(la)balık, bu şehir.. Bu şehri, Konya'yı niçin sevemiyorum bir türlü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra..Sonra Şebnem Ferah'ın o şarkısı  düşüveriyor dilime:"denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113415012141729937?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113415012141729937/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113415012141729937' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113415012141729937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113415012141729937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/denizleri-seviyorsan-dalgalar-da.html' title='&quot;denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin..&quot;'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113396281547289239</id><published>2005-12-07T05:23:00.000-08:00</published><updated>2005-12-07T05:40:15.480-08:00</updated><title type='text'>İyi şiir, iyi haber</title><content type='html'>“Körüm, o halde karanlık niye benden kaçıyor?&lt;br /&gt;Sağırım, nasıl oluyor da uğultum uzaktan&lt;br /&gt;beni çağırmaktadır?&lt;br /&gt;Göklerin çökeltisinden başkaca şey&lt;br /&gt;toprağın tortusundan gayrı hısım bilmeksizin&lt;br /&gt;iniyorum kirli eteklerine&lt;br /&gt;beni emziren kaltak şehrin&lt;br /&gt;iniyorum ama indirilmedim&lt;br /&gt;iniyorum çalıntı tahtımı terk ederek&lt;br /&gt;arada bir çehremi dalgalandıran karaltı&lt;br /&gt;vurulmuş arkadaşlarımdan yansıyor olsa gerek&lt;br /&gt;iniyorum onlardan artakalan yükü indirmek için&lt;br /&gt;indiğim yerde beni bir bekleyen yok&lt;br /&gt;indiğim yerde biçilmiş ot gibiyim&lt;br /&gt;puslu, çapraşık, koklanmamış&lt;br /&gt;ihmalkar gözle okunmuş bir kitap&lt;br /&gt;bitab bir gözle okunmayı tercih ederdim&lt;br /&gt;yoğrulmuş olan benle bir daha yoğrulsaydı&lt;br /&gt;benimle açsaydı ağırdan&lt;br /&gt;tükeniş faslını mızrap”&lt;br /&gt;Of Not Being A Jew/ İSMET ÖZEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Özel’in yeni şiir kitabı ‘Of Not Being A Jew’  Şule Yayınları’ndan çıkmış.&lt;br /&gt;İyi haber diye buna derim ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113396281547289239?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113396281547289239/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113396281547289239' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113396281547289239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113396281547289239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/iyi-iir-iyi-haber.html' title='İyi şiir, iyi haber'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113387820817462608</id><published>2005-12-06T06:05:00.000-08:00</published><updated>2005-12-06T06:10:08.236-08:00</updated><title type='text'>Derkenar yine güzel</title><content type='html'>Yeni çehresiyle nitelikli okurun yüzünde gülücükler açtıran Derkenar dergisinin Aralık sayısı da dopdolu..&lt;br /&gt;Dergide dosya konusu olan ‘edebiyatta modernizm’i Yakup Altıyaprak ile Hüseyin Akın yazmışlar. Romancı Hakan Günday’la yapılmış bir söyleşi var. Furkan Çalışkan, ‘Sapkın Azizler’i yani Beat şairlerini yazmış. Atanur Memiş, 2.Yeni’nin görkemli şairlerinden Cemal Süreya’yı incelemeye devam ediyor. Mehmet Aycı ise enteresan bir şey yapıyor; Nasreddin Hoca’nın şairliğinden bahis açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir ve öykü ise derginin ‘önde giden atlar’ı..&lt;br /&gt;Bu sayının şairleri:Hüseyin Akın, Alper Gencer, Nurettin Durman, Esra Elönü, Mehmet Şah Erincik, Mehmet Aycı, Murat Çeşme ve Ünsal Ünlü.&lt;br /&gt;Öyküye gelirsek, önce Dylan Thomas’ın Hasımlar’ını okumak gerek. Ve Seyfullah Aslan, Mustafa Uysal, Coşkun Ongun, Çiğdem Can'ın öyküleri.&lt;br /&gt;Unutmadan; Derkenar, Nejat Turhan’a ait Öküzler Kitabı’nı hediye ediyor okurlarına.&lt;br /&gt;Kaç(ır)mayın!..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113387820817462608?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113387820817462608/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113387820817462608' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113387820817462608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113387820817462608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/derkenar-yine-gzel.html' title='Derkenar yine güzel'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113372909689010314</id><published>2005-12-04T11:58:00.000-08:00</published><updated>2005-12-07T03:15:42.333-08:00</updated><title type='text'>Ahmet Yusuf'un şiiri: "Felç"</title><content type='html'>&lt;strong&gt;FELÇ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;yalan bir söze kavuştuk&lt;br /&gt;uzaya fırlatıldığında ilk füze.&lt;br /&gt;bir küçük mazeretimiz oldu&lt;br /&gt;atom bombasının koca şehri düzmesi.&lt;br /&gt;ve tıkandı ciğer burun boğaz -ne varsa&lt;br /&gt;aldırmayın efendim geçer dediler&lt;br /&gt;bir aspirin ve bir bomba ortadoğu'ya.&lt;br /&gt;dünden ve yarından bir koku yok&lt;br /&gt;bugün bir başkası gibi gelip oturur içime&lt;br /&gt;hani biz umutsuzluk diye erinirken&lt;br /&gt;yüksek tepelerin kısaboylu çobanlarınadevrilir içimizde yapma birşey&lt;br /&gt;içimizde bir sertlik patlar&lt;br /&gt;manzaraya patlar ve dağılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;göstermelik törenlere katılmak istemiyoruz&lt;br /&gt;çağ kendine bir başka kahraman bulsun&lt;br /&gt;biz burada oturupkalbimizin yasını tutacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki şiir Ahmet Yusuf'a ait. Ahmet Yusuf yaşça benden küçük ama kalbi kocaman bir çocuk. Komşumuzun tek oğlu. Çekingen. İncitmekten çok korkuyor. Çocukluğunu yaşayamamış gibi çocuk dergileri okur hala. Miço'nun Yalvaç Abi'sinin hayranıdır. Ona ısrarla Necip Fazıl'ın, Hakan Albayrak'ın filan kitaplarını verdiğimi hatırlıyorum. Sonra bir şeyler yazdığını söyledi bir ara. Israr ettim göstermedi. Uzun zamandır görüşmüyoruz. Dün e-postama bu şiiri atmış Ahmet Yusuf..Şimdi lise 3'e gidiyor galiba.Selam olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113372909689010314?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113372909689010314/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113372909689010314' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113372909689010314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113372909689010314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/12/ahmet-yusufun-iiri-fel.html' title='Ahmet Yusuf&apos;un şiiri: &quot;Felç&quot;'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113240521897978840</id><published>2005-11-19T04:55:00.000-08:00</published><updated>2005-11-22T03:08:02.506-08:00</updated><title type='text'>Derrida, şiir yıllıkları ve başka şeyler..</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Geçen yıl bu sıralar kaybettiğimiz ve ölümüyle ‘büyük filozof’ kavramını da toprağın altına götürdüğü söylenen Jacques Derrida’yla ilgili bir özel sayı var elimde. Yom Sanat Dergisi’nin Ocak-Şubat 2005 sayısı bu. derginin elime bu kadar geç gelişinin altında yatan sebebi merak eyleyip sual eden olursa, bu durumun, ‘nitelik’li şeylerin piyasada/göz önünde olmayışıyla ilgili meşhur bir sorun olduğunu söyleyeceğim.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Gelelim derginin Derrida dosyasında nelerin olduğuna: Göstergebilim ve Yapıbozumla ilgili makaleler, Postyapısalcılık, Lacan, Roland Barthes, Saussure ve Yapısalcılık, Saussure ve Bakhtin’in Göstergebilimsel Kavramları, Hüseyin Atlansoy’un ‘Ayna Ayna’ başlıklı denemesi, Ali Ömer Akbulut’un ‘Ahmet Sarı’ söyleşisi.. ve edebiyat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Yom Sanat, bu sayısının yanında Veysel Çolak’ın hazırladığı 2004 Şiir Yıllığı’nı armağan etmiş. Mezkur yıllığı elime alınca, kapağını açmadan bir an için “beni yanıltsa keşke” diye düşündüm. Zira şimdiye kadar Türkiye’de ‘yazınsal iktidar’ın sol eğilimli kişilerin tekelinde olmasından olacak, yıllıklara bir türlü belirli şairler, belirli dergilerde yayınlanan şiirler dahil edilmiyordu. Maalesef yanılmadım. İyi şiirleri-şairleri göremedim yine.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Tenekeci, Ahmet Murat, Hayriye Ünal, Osman Özbahçe, Hüseyin Akın, Murat Güzel, İsmail Kılıçarslan.. Bu şairler niçin yıllıklara giremezler bir türlü? Ya Kırklar, Atlılar, Kaşgar, Yedi İklim, Merdivenşiir? İslamcı kimliklerinden/duruşlarından dolayı mı? Ne zamana kadar sürecek bu kaale almama, gözden kaçırma durumu? Ne zaman düzelecek?.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;‘Türkler’in büyük şairi İsmet Özel de 2004’te iki şiir yayınlamıştı. Ama bu şiirler de görmezden gelindi ne yazık.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Tam da sözün burasında niçin iyi bir haber vermeyelim? ‘Edebiyat ateşi’ Fayrap’ın 2. sayısından öğrendiğimize göre, Hakan Arslanbenzer 2006’da -şair Ahmethan Yılmaz’ın ve Büyükharf Yayınları’nın desteğiyle- iyi bir şiir yıllığı çıkarmayı planlıyormuş. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ne diyelim? Heyecanla bekliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113240521897978840?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113240521897978840/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113240521897978840' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113240521897978840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113240521897978840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/11/derrida-iir-yllklar-ve-baka-eyler.html' title='Derrida, şiir yıllıkları ve başka şeyler..'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113234900161479098</id><published>2005-11-18T13:19:00.000-08:00</published><updated>2005-11-18T13:23:21.620-08:00</updated><title type='text'>YENİLGİMSİ</title><content type='html'>Devrimci bu oklara&lt;br /&gt;bu boktan bu plastik oklara yenik&lt;br /&gt;düşmektedir bir ameliyat masasına&lt;br /&gt;kötürüm ve rahatlıkla övünülebilecek bir hayata..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eh torunlara anlatılabilir mesela.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113234900161479098?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113234900161479098/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113234900161479098' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113234900161479098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113234900161479098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/11/yenilgimsi.html' title='YENİLGİMSİ'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113208854971779337</id><published>2005-11-15T12:33:00.000-08:00</published><updated>2005-11-22T03:08:26.180-08:00</updated><title type='text'>hızlı seyretmek ve ‘hız’ı seyretmek</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Gai Eaton, Kalenin Kralı’nda hızlı yaşamın insanoğlunun zihni gelişimini yavaşlattığından dem vuruyor ve modernite’nin hız olgusunu müthiş bir örnekle açıklıyordu: Sözüm ona ilerlemiş, gelişmiş ülkelerde insanlar, hızlı trenlere binerler ve dışarıyı seyredemediklerinden ötürü kitaplarına, dergilerine gömülürler. Peki, dışarıyı neden seyredemezler? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Çünkü içinde yolculuk yaptıkları trenin hızı, çevredeki hatların bulanıklaşmasına ve hızın bu bulanıklılıkla adeta bir perde gibi çevreyle aralarına girmesine sebep olmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Modern insanın hızlı treni-expresi vardır ama bu trende yolculuk ederken seyredeceği uçsuz-bucaksız denizleri, dağları, kırları yani çevresi yoktur.. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Hangisi daha büyük ve daha mühim bir mahrumiyet sizce?:Yavaş olmak mı; seyir zevkini, hazzını yaşayamamak mı?.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113208854971779337?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113208854971779337/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113208854971779337' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113208854971779337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113208854971779337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/11/hzl-seyretmek-ve-hz-seyretmek.html' title='hızlı seyretmek ve ‘hız’ı seyretmek'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113190767676717730</id><published>2005-11-13T10:42:00.001-08:00</published><updated>2005-11-22T03:10:49.406-08:00</updated><title type='text'>+bir chat macerası</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Çiçeği burnunda bir imam arkadaşım (the imamlardan değil: el-imamlardan) 'ilk ve de son chat macerası'nı anlattı geçenlerde. İnternet yabancısı 'arkadaş'ımla, chatkurdu 'vatandaş'ın muhabbeti hayli hoşuma gitti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş: merhaba..katılabilir miyim?..&lt;br /&gt;Vatandaş:gülmekten mi?..evet..hah..hah..&lt;br /&gt;Arkadaş: şeyy..&lt;br /&gt;Vatandaş: hastir..defol lan salak!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113190767676717730?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113190767676717730/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113190767676717730' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113190767676717730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113190767676717730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/11/bir-chat-maceras_13.html' title='+bir chat macerası'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18898844.post-113180817835549099</id><published>2005-11-12T07:03:00.000-08:00</published><updated>2005-11-12T07:25:48.523-08:00</updated><title type='text'>başlamaklar ve 'deplasmanda plasebo'</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;DEPLASMANDA PLASEBO&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto&lt;br /&gt;antidepresanlar ve içi boş bir gardırop&lt;br /&gt;ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino&lt;br /&gt;yardımın gerekiyor Kadıköy'deyim stop.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:&lt;br /&gt;Alternatif referans potansiyel salvo yok,&lt;br /&gt;sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;&lt;br /&gt;cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin&lt;br /&gt;kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?&lt;br /&gt;"Deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim&lt;br /&gt;plasebo yutturuyor bana depresif doktor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim&lt;br /&gt;aksine bahtiyarım evrende bana da rol&lt;br /&gt;verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin&lt;br /&gt;falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(&lt;strong&gt;Murat Menteş&lt;/strong&gt;/Kökler-2)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Deplasmandayız..gördüğünüz gibi..ve hayır, yenilmiyoruz..umudumuz var: hala yenebiliriz!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bismillah..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18898844-113180817835549099?l=deplasman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deplasman.blogspot.com/feeds/113180817835549099/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18898844&amp;postID=113180817835549099' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113180817835549099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18898844/posts/default/113180817835549099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deplasman.blogspot.com/2005/11/balamaklar-ve-deplasmanda-plasebo.html' title='başlamaklar ve &apos;deplasmanda plasebo&apos;'/><author><name>[Plasebo]</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06281063286610911241</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
