Saturday, November 19, 2005

Derrida, şiir yıllıkları ve başka şeyler..

Geçen yıl bu sıralar kaybettiğimiz ve ölümüyle ‘büyük filozof’ kavramını da toprağın altına götürdüğü söylenen Jacques Derrida’yla ilgili bir özel sayı var elimde. Yom Sanat Dergisi’nin Ocak-Şubat 2005 sayısı bu. derginin elime bu kadar geç gelişinin altında yatan sebebi merak eyleyip sual eden olursa, bu durumun, ‘nitelik’li şeylerin piyasada/göz önünde olmayışıyla ilgili meşhur bir sorun olduğunu söyleyeceğim..

Gelelim derginin Derrida dosyasında nelerin olduğuna: Göstergebilim ve Yapıbozumla ilgili makaleler, Postyapısalcılık, Lacan, Roland Barthes, Saussure ve Yapısalcılık, Saussure ve Bakhtin’in Göstergebilimsel Kavramları, Hüseyin Atlansoy’un ‘Ayna Ayna’ başlıklı denemesi, Ali Ömer Akbulut’un ‘Ahmet Sarı’ söyleşisi.. ve edebiyat..

Bu arada Yom Sanat, bu sayısının yanında Veysel Çolak’ın hazırladığı 2004 Şiir Yıllığı’nı armağan etmiş. Mezkur yıllığı elime alınca, kapağını açmadan bir an için “beni yanıltsa keşke” diye düşündüm. Zira şimdiye kadar Türkiye’de ‘yazınsal iktidar’ın sol eğilimli kişilerin tekelinde olmasından olacak, yıllıklara bir türlü belirli şairler, belirli dergilerde yayınlanan şiirler dahil edilmiyordu. Maalesef yanılmadım. İyi şiirleri-şairleri göremedim yine..

İbrahim Tenekeci, Ahmet Murat, Hayriye Ünal, Osman Özbahçe, Hüseyin Akın, Murat Güzel, İsmail Kılıçarslan.. Bu şairler niçin yıllıklara giremezler bir türlü? Ya Kırklar, Atlılar, Kaşgar, Yedi İklim, Merdivenşiir? İslamcı kimliklerinden/duruşlarından dolayı mı? Ne zamana kadar sürecek bu kaale almama, gözden kaçırma durumu? Ne zaman düzelecek?..

‘Türkler’in büyük şairi İsmet Özel de 2004’te iki şiir yayınlamıştı. Ama bu şiirler de görmezden gelindi ne yazık..

Tam da sözün burasında niçin iyi bir haber vermeyelim? ‘Edebiyat ateşi’ Fayrap’ın 2. sayısından öğrendiğimize göre, Hakan Arslanbenzer 2006’da -şair Ahmethan Yılmaz’ın ve Büyükharf Yayınları’nın desteğiyle- iyi bir şiir yıllığı çıkarmayı planlıyormuş.

Ne diyelim? Heyecanla bekliyoruz.

Friday, November 18, 2005

YENİLGİMSİ

Devrimci bu oklara
bu boktan bu plastik oklara yenik
düşmektedir bir ameliyat masasına
kötürüm ve rahatlıkla övünülebilecek bir hayata..

eh torunlara anlatılabilir mesela.

Tuesday, November 15, 2005

hızlı seyretmek ve ‘hız’ı seyretmek

Gai Eaton, Kalenin Kralı’nda hızlı yaşamın insanoğlunun zihni gelişimini yavaşlattığından dem vuruyor ve modernite’nin hız olgusunu müthiş bir örnekle açıklıyordu: Sözüm ona ilerlemiş, gelişmiş ülkelerde insanlar, hızlı trenlere binerler ve dışarıyı seyredemediklerinden ötürü kitaplarına, dergilerine gömülürler. Peki, dışarıyı neden seyredemezler?

Çünkü içinde yolculuk yaptıkları trenin hızı, çevredeki hatların bulanıklaşmasına ve hızın bu bulanıklılıkla adeta bir perde gibi çevreyle aralarına girmesine sebep olmaktadır.

Modern insanın hızlı treni-expresi vardır ama bu trende yolculuk ederken seyredeceği uçsuz-bucaksız denizleri, dağları, kırları yani çevresi yoktur..

Hangisi daha büyük ve daha mühim bir mahrumiyet sizce?:Yavaş olmak mı; seyir zevkini, hazzını yaşayamamak mı?.

Sunday, November 13, 2005

+bir chat macerası

Çiçeği burnunda bir imam arkadaşım (the imamlardan değil: el-imamlardan) 'ilk ve de son chat macerası'nı anlattı geçenlerde. İnternet yabancısı 'arkadaş'ımla, chatkurdu 'vatandaş'ın muhabbeti hayli hoşuma gitti:

Arkadaş: merhaba..katılabilir miyim?..
Vatandaş:gülmekten mi?..evet..hah..hah..
Arkadaş: şeyy..
Vatandaş: hastir..defol lan salak!

Saturday, November 12, 2005

başlamaklar ve 'deplasmanda plasebo'

DEPLASMANDA PLASEBO
Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino
yardımın gerekiyor Kadıköy'deyim stop.

Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
Alternatif referans potansiyel salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
"Deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.
(Murat Menteş/Kökler-2)


Deplasmandayız..gördüğünüz gibi..ve hayır, yenilmiyoruz..umudumuz var: hala yenebiliriz!
bismillah..